Karpuz

Serin bir yaz günüydü, esen rüzgar insanın iliklerine kadar işliyordu. Mehmet, rüzgara rağmen üç aydır büyütmeye çalıştığı karpuz fidesinin son durumuna bakmaya gidiyordu. En son gidişinde karpuz bir hayli büyümüştü.

Şimdi ise babasının bahçesinin önündeydi. İşte! Karpuz oradaydı. Hemen karpuzun yanına gitti, onu kaldırdı. Galiba yeterince büyümüştü. Onu koparıp evinin yolunu tuttu.

Bir zaman sonra Mehmet, susadığını fark etti. Yürümeye devam etti ve bir dere gördü. Taşlardan zıplaya zıplaya derenin ortasına kadar geldi. Nemli bir taşın üzerine oturdu. Bu nemli taş, düz ve etrafındaki taşlara göre büyükçe bir taştı. Hemen eğilip dereden su içti, su çok tatlıydı. Derenin şırıltıları insanın içini açıyordu. Mehmet’in aklına bir fikir gelmişti, cebinden çakısını çıkarıp karpuzdan bir parça kesti ve yedi. Etraf hemen karpuz kokmuştu.

Mehmet karpuz dilimini bitirince eve doğru yola koyuldu. Eve gelince karpuzunu annesi ile beraber yediler. Annesi, Mehmet’in karpuzunu çok beğendi.

Ne demişler? Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.

Deniz’in Günlüğü / 06.05.2019

Sevgili günlük,

Bugün benim en sevdiğim ayın ilk günü. Yani Ramazan ayının ilk günü. Heyecanla yataktan çıktım. Bugün çok güzel bir gün olacaktı. Çünkü akşam iftara kuzenlerime gidecektim. Okula gitmek için hızlıca hazırlandım. Sonra kitap okumaya başladım. Kitabımı okurken ablam “Deniz, hadi servis geldi” diye seslendi. Okul çantamı sırtıma taktım ve ablamın yanına gittim.

Serviste yine bir karmaşa vardı. Bazıları sohbet ediyor, bazıları da oyun oynuyordu. Ablam arkadaşı Meryem’in yanına oturdu. Ben de en arkada oturan Sedef’in yanına oturdum.

Sedef oruç tutuyordu. Ben de oruç tutmak istemiştim ama annem daha küçük olduğumu söyleyerek oruç tutmama izin vermemişti. Sedef benden bir yaş büyüktü. Onunla serviste tanışmıştık. Sedef’in uzun, kumral renkte saçları ve ela rengi gözleri vardı. Sedef’le gözlerimizin rengi aynıydı ama benim saçım kısa ve kahverengiydi.

Sınıfa girerken arkadaşlarıma selam verdim. Sonra kimlerin oruçlu olduğunu sordum. Sınıfın yarısından fazlası oruç tutuyormuş. Bunu öğrendikten sonra “Keşke ben de oruç tutsaydım” diye geçirdim içimden.

Son dersin son dakikaları geçmek bilmiyordu. Hala çok heyecanlıydım. Zil çaldı ve ben koşarak servise gittim.

Eve geldiğimizde ablam ve ben üstümüzü değiştirdik. Ardından babam geldi ve hep beraber kuzenimin evine gittik.

Kuzenlerimle satranç oynadık. Zaman çok hızlı geçti. İftar saati geldi. Oruç tutmasam bile iftarın gelmesini dört gözle beklemiştim. Yengem çok güzel bir sofra hazırlamıştı. Yemekte anneme ertesi gün oruç tutmak için ısrar ettim ve annem ısrarlarıma dayanamayıp oruç tutmama izin verdi, çok mutlu oldum.

İftardan sonra kuzenlerimle biraz daha vakit geçirdik. Sonra gitme vaktimiz geldi. Eve geldiğimizde pijamalarımı giyip erkenden yattım, çünkü sahura kalkacağım.

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.