Hayat

Çalışmak zorundaydı…

Annesi kardeşine bakarken o çalışmak zorundaydı. Babasını bir ay önce trafik kazasında kaybetmişti.

O zamandan beri yaşantısı değişmişti…

Ata, on iki yaşında ortaokula giden bir oğlandı. Okula devam edip aynı zamanda çalışması gerekiyordu. Bunu yapması gerçekten zordu. Sabahları okula gidiyor, akşamları sokakta bir şeyler satıyordu.

O gün okula yeni biri çocuk gelmişti. Ata’nın hiç arkadaşı yoktu, belki bu çocuk onun arkadaşı olabilirdi.

Teneffüste çocukla tanıştı. Çocuğun adı Mete’ydi. Mete, zengin ve varlıklı bir ailenin çocuğuydu ama buna rağmen Ata’yla yakın arkadaş olmuştu.

Bir hafta boyunca Mete, Ata’yla beraber çalışmaya gidiyor ona yardım ediyordu. Ata artık çalışmaktan daha çok zevk alıyordu.

Zaman akıp geçmişti, Ata artık yedinci sınıf olmuştu ama okula devam edemeyecekti. Bu haberi Mete’ye söylediğinde Mete çok üzülmüştü.

Bir ay boyunca her gün çalıştı, bir gün yanına bir adam geldi ve bir mektup bırakıp gitti. Ata mektubu açtı ve okumaya başladı.

“Sevgili Ata, uzun zamandır görüşemiyoruz. Seni çok özledim, okula geri dönmeni istiyorum ama dönemeyeceğini biliyorum. Bu konuyu babamla konuştum ve sana bir miktar para yolladım, lütfen kabul et.

Sevgiler, Mete.”

Ata çok duygulanmıştı, hemen eve gidip zarfı annesine verdi.

İki hafta sonra okula başlamıştı ve Ata artık okuldan sonra sokaklarda değil Mete’nin babasının iş yerinde çalışıyordu. Yavaş yavaş ailesinin durumu düzeliyordu. Mete’ye ne kadar teşekkür etse azdı, dostlukları hiç bitmeyecekti.


Fotoğraf sanatçısı: Tolga Gümüşay

Momo | Kitap Tanıtım

Momo bizim anne kız kitabımız.👩‍👧 Bazı kitapları annemle eş zamanlı okuyor sonra da kitap ve karakterleri hakkında sohbet ediyoruz. Momo’da işte o kitaplardan biri.💕Hem anne kız kitabımız olduğu için hem de konusundan dolayı çok severek okuduğum kitaplar arasında.
Momo, kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük, mutlu bir kızdır. Ona hediye edilen veya bulduğu eşyalar dışında hiçbir eşyası ve yamalı bir paltosu dışında hiçbir şeyi yoktur. Bir gün “duman adamlar” ortaya çıkar ve insanların zamanını çalarlar. Duman adamları durdurabilecek tek kişi ise Momo ve kaplumbağasıdır.

@pegasusyayinlari ‘ndan çıkan bu macera dolu sürükleyici kitabı hem yaşıtlarıma hem de yetişkinlere tavsiye ederim. Hatta yetişkinlere daha çok tavsiye ederim çünkü duman adamlar en çok onların zamanını çalıyor.😊 .

Sayfa Sayısı: 304
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Yazarı: Michael Ende
Çevirmeni: Leman Çalışkan
İlk Baskı Yılı: 2017

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı | Kitap Tanıtım

“…Kayserili Alim Gerçel çok çok iyi bir güreş hakemi, o yüzden uluslararası müsabakalara davet ediliyor. 1991 yılında Bulgaristan’ın Varna kentindeki ünlü “Dancalov Güreş Turnuvası”nda maç yönetirken, minderdeki Japon ve Koreli güreşçilerin aralarında bir şeyler konuştuğunu görüyor. En has Kayserili İngilizcesiyle “Konuşmayın” diyor: “No Smoking” İki güreşçi şaşırıyorlar, konuşmaya devam ediyorlar, yine ikazı alıyorlar: “No Smoking”

Alim Gerçel, Türkiye’ye döndüğünde güreş federasyonuna yazı yazıyor: “Ben İngilizce bilmediğim için böyle bir yanlış yaptım, beni bir daha yurtdışına yollamayın, tüm hakemlere de İngilizce şartı koyun” diye, cidden de Alim Gerçel’i bir daha yurtdışına yollamıyorlar, hakemlere de dil bilme şartı getiriyorlar.

Kayserili has adam Alim Gerçel, o yazıyı yazmasa yıllarca ülke ülke dolaşır dururdu. Sürüyle de harcırah alırdı…”

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı@ahmetserifizgoren ‘in @elmayayinevi ‘den çıkan kişisel gelişim değil toplumsal gelişim kitabı. .
Özetle; vatan sever olmayı, çalışkanlığı, dürüstlüğü, hoşgörülü olmayı, karşılık beklemeden iyilik yapmayı ve farklılıklara saygı duymayı anlatıyor.
Kitap benim yaş grubum için çok uygun değil, içinde anlamadığım anlamlandıramadığım çok fazla ifade var. Bu yüzden annemden sık sık yardım aldım. Büyüklerin dünyasında çok fazla sıfat var, birbirlerini bu sıfatlarla ayrıştırıyorlar, kitapta bunların anlatıldığı kısımları annem hızlıca geçti ve “zihnini bu sıfatlarla bulandırma, insanları insan oldukları için sev, kim ya da ne oldukları için değil insan oldukları için saygı duy” dedi. Zaten ben farklılıklara saygı duymayı çok küçükken öğrendim ama bunu anneme söylemedim.
Ailemizin küçüklüğümüzden beri bize öğretmeye çalıştığı erdemler bu kitapta, gerçek yaşam öyküleriyle somutlaşarak bir araya gelmiş. Bu erdemler davranışa yansıdığında neler oluyor, erdemli davranışlar hangi sonuçlara varıyor örneklerle çok güzel anlatılmış. Kitabı, lise ve üniversite çağındaki abla ve ağabeylerime tavsiye ediyorum. Anne ve babalar ise mutlaka okumalı çünkü biz çocuklara bu erdemleri asıl öğretecek olan onlar.❤
Kitabı, 3-4 yıl sonra yeniden okumak için kitaplığıma kaldırdım 💕

Sayfa Sayısı: 184
Dili: Türkçe
Yayınevi: Elma Yayınevi
Yazarı: Ahmet Şerif İzgören
İlk Baskı Yılı: 2017

İçimdeki Müzik | Kitap Tanıtım

Öncelikle bu fotoğraf bana ait değil, onu belirtmeliyim. Çünkü bu kitabı arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum. @emineturantunc Meva’ya sevgilerimi gönderiyorum.💙
@genctimas ‘tan çıkan @sharonmdraper ‘in yazdığı İçimdeki Müzik, çok güzel ve sürükleyici bir anlatıma sahip.

Melody, 11 yaşında beyin felçli aşırı zeki bir kız. Tekerlekli sandalyeye mahkum ve konuşamıyor. Kitap, Melody’nin dünyaya kendini anlatma çabasını anlatıyor.

Bu kitabı özellikle kitap okumayı seven, empati yeteneğini geliştirmek isteyen akranlarıma tavsiye ederim.

Sayfa Sayısı: 295
Dili: Türkçe
Yayınevi: Timaş Genç
Yazarı: Sharon M. Draper
Çevirmeni: Zeynep Kürük
İlk Baskı Yılı: 2010

Babalar Günü

Takvimde olmayan bir gün vardı…

Yırtılmış, küçük parçalara ayrılıp parçalarının kızgın ateşe atıldığı bir gün…

Asla moralini bozmayan ve olumlu düşünen birinin moralinin bozuk ve negatif düşündüğü bir gün…

Herkesin kutlama yaptığı, ama onun yas tuttuğu bir gün…

Hızla geçen zamanda asla rastlamak istemediği bir gün…

Sizce hangi gün?..

Babasını canice bir katliamda kaybetmiş bir oğlanın asla hatırlamak istemediği bir gün ne olabilir ki?..

Tabii ki ‘Babalar Günü’

Bu gün bu oğlanın yaşadığı acıyı eğer ailenizden birini kaybetmediyseniz asla anlayamazsınız. Bu gerçekten felaket bir şeydir. Şöyle açıkliyim; Doğum gününüz, çok mutlusunuz. Yataktan kalkıyorsunuz ve salona gidiyorsunuz. Salonda ailecek seni bekliyorlar. Babanız kahvaltıdan sonra sizi luna parka götürüyor. Akşamda parti yapıyorsunuz ailecek. Pastayı baban kesiyor, hediyeleri annen getiriyor.

Peki ya babanız bu doğum gününde olmasaydı? Aynen şöyle olurdu; Doğum gününüz, çok mutlusunuz. Yataktan kalkıyorsunuz ve salona gidiyorsunuz. Salonda sadece anneniz ve varsa kardeşleriniz var. Bir koltuk boş. Babanızın koltuğu. İçinizde bir burukluk oluyor. Gözleriniz doluyor ama anneni üzmemek için ağlayamıyorsunuz. Mutlu gözükmeye çalışarak günü geçiriyorsunuz. Kendinizi bir şekilde mutlu ediyorsunuz. Akşam ailecek parti yapıyorsunuz. Anneniz pastayı salona getiriyor. Yine içiniz burkuluyor. Çünkü pastayı normalde babanız keserdi ve babanız yok…

Eğer babanız olmasaydı bunun gibi bir sürü anınız olabilirdi…

Eğer babanız hala sağsa ona “seni seviyorum babaaa” diye sarılın, yanınızda değilse de arayın. Babalarımızın bizim hayatımızda büyük önemleri var, değerini bilelim…

Badem Operasyonu | Kitap Tanıtım

Çok sevdiğim yazarlardan biri olan Melek Çe‘nin @ugurbocegiyayinlari ‘ndan çıkan bu kitabında, maceraya atılan bir grup çocuğun başlarına gelen heyecan dolu olaylar anlatılıyor.

Maceracı, zeki ve becerikli çocuklar, normal hayatlarına devam ederken kendilerini istemeden bir operasyonun içinde buluyorlar.

Bu kitabı; üç, dört ve beşinci sınıfa giden aynı zamanda macerayı seven arkadaşlarıma tavsiye ederim. 💕 .

Sayfa Sayısı: 231
Baskı Yılı: 2008
Dili: Türkçe
Yayınevi: Uğurböceği
Yazar: Melek Çe

 

Kara Oklar Çetesi Kıbrıs – Aziz Barbaras’ın Sırrı | Kitap Tanıtım


Bu macera dolu kitapta Kara Oklar Çetesi yeni bir görev üstlenir. Kitabın büyüsünün kaçmaması için burada görevi söylemeyeceğim.😊 Çete, hiç bilmedikleri bir ülkede olan Kıbrıs’ta görevlerini tamamlamak için uğraşıyor. Acaba tamamlayabilecekler mi? 🤔😊
.

Bu kitabı macera türünde kitaplar okumayı seven akranlarıma tavsiye ederim tabi önce ilk kitap olan Kara Oklar Çetesi Büyük Macera’yı okumanız gerekiyor. 😉
.

Serinin üçüncü kitabı olan Kara Oklar Çetesi Çanakkale’nin çıkmasını dört gözle bekliyorum. Vecihi Hürkuş’un üçüncü kitapta da olup olmayacağını çok merak ediyorum.🥰 .

Ayrıca bu seriyi okumuş ve beğenmişseniz bu hesapları takip etmelisiniz⬇️
.

@elmayayinevi @karaoklarcetesi @kitaplarinicindemeleklervardir @ahmetserifizgoren @serifamcaninkitaplari @karaoklarekolojik

Sayfa Sayısı: 232
Dili: Türkçe
Yayınevi: Elma Yayınevi
Yazarı: Ahmet Şerif İzgören
İlk Baskı Yılı : 2014

Kara Oklar Çetesi Büyük Macera | Kitap Tanıtım

Bu kitabı büyük bir heyecanla okudum, hatta o kadar heyecanlıydı ki iki günde bitirdim ve Kara Oklar Çetesi Kıbrıs’ı okumaya başladım.🤓 .

Erim’in babası Erdoğan, savaşa gitmeden önce annesine bir mektup bırakmış. Zamanı gelince Erim’in babaannesi bu mektubu Erim’e verir. Erim bu mektuptaki şifreyi arkadaşlarıyla beraber çözmeye çalışır. Sizce yolun sonunda ne bulacaklar?

Bu kitabı macera türünde kitaplar okumayı seven tüm akranlarıma tavsiye ederim. @kitaplarinicindemeleklervardir / @ahmetserifizgoren ‘den çocuklar için yazılmış harika bir kitap. Bence büyükler de okuyabilir. 😊

Sayfa Sayısı: 296
Dili: Türkçe
Yayınevi: Elma Yayınevi
Yazarı: Ahmet Şerif İzgören
İlk Baskı Yılı : 2012

Gregor ve Gri Kehanet | Kitap Tanıtımı

Bu kitabı, Harry Potter serisini çok sevdiğimi öğrenen Şeyda yengem önermişti, merak edip aldım. Çok sürükleyici bir kitap, beş saatte bitirdim.

Kitap, on bir yaşındaki Gregor ve iki yaşındaki kardeşinin başına gelen fantastik bir macerayı anlatıyor. Gregor yaz kampına gitmeyip evde kardeşine bakmak zorunda kalıyor ama Gregor‘un kardeşi Bot çamaşırhanedeki bir deliğe düşüyor ve macera burada başlıyor.

Yakın zamanda serinin devamını almak istiyorum. Fantastik kurguyu seven yaşıtlarıma okumalarını kesinlikle tavsiye ederim.

Sayfa Sayısı: 304
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus
Yazarı: Suzanne Collins
Çevirmeni: Gürkan Genç
İlk Baskı Yılı : 2010

 

Süper Gazeteciler 1 | Kitap Tanıtımı

Bu kitabı okulun kütüphanesinde görmüştüm ve bir de arkadaşım pandemiden önce okulda heyecanla okuyordu, ben de heves edip aldım.

Kitabı bir günde bitirdim. Oldukça sürükleyici bir anlatımı mevcut. Okurken hiç bir sayfasında sıkılmadım ve her sayfayı ayrı bir heyecanla okudum.

Kitap; gazeteci çocukların başlarına gelen gizemli bir olayı anlatıyor, macera türünde kitaplar seven yaşıtlarıma tavsiye ederim. İkinci kitabı heyecanla okumayı bekliyorum, bir sonraki kitap siparişimde serinin devamını mutlaka alacağım.🤗 .

Sayfa Sayısı: 216
Dili: Türkçe
Yayınevi: Tudem Yayınları
Yazarı: Aytül Akal
İlk Baskı Yılı : 2005

Kiralık Evde İki Gün Bir Gece | Kitap Tanıtımı

Öncelikle, yazılarımı okuyup bana e-posta gönderen yazar @erhanngenc abime çok teşekkür ederim çünkü bu kitabı bana o tavsiye etmişti. 💜

Kitabı elime aldım, biraz okuyup bırakacaktım lakin bir de baktım kitap bitmiş. O kadar sürükleyici bir kitap.

Kiralık ev bulamaya çalışırken kendini maceranın içinde bulan bir çocuğun hikayesini anlatıyor

On yaş ve üzeri için olan bu kitabı tüm arkadaşlarıma tavsiye ederim.

 

Sayfa Sayısı: 144
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan ve Egmont Yayıncılık
Yazarı: Aytül Akal
İlk Baskı Yılı : 2016

Afacanlar Çetesi | Kitap Tanıtımı

İpek Ongun‘un kitaplarını okumayı çok istiyordum çünkü annem gençken okuyormuş ve ben de merak ettim. Diğer kitapları yaşıma uygun olmadığı için annem bana bu kitabı aldı.

Kitap, yakın arkadaş olan 5 çocuğun macerasını anlatıyor. Çocukların amacı okullarına bir kütüphane yapmak ama kendilerini istemeden heyecan dolu bir maceranın ortasında buluyorlar.

10 yaş ve üzeri arkadaşlarıma okumaları için tavsiye ederim.

Sayfa Sayısı: 280
Dili: Türkçe
Yayınevi: Artemis Yayınları
Yazarı: İpek Ongun
İlk Baskı Yılı : 2012

Abartma Tozu | Kitap Tanıtımı

Şermin Yaşar‘ın eğlenceli bir kitabı daha. Bu kitabı sınıf arkadaşlarımın çoğu okuyordu ve tavsiyeleri üzerine aldım. Çok akıcı ve macera dolu bir kitap.

Bir sabah uyanıyorsun ve bir bakıyorsun etrafındaki herkes delirmiş. Sen olsan etrafındakileri normalleştirmek için ne yapardın?

Sen, sen ol. Sakın, kabartma tozu yerine abartma tozu kullanma!

Sayfa Sayısı : 160
İlk Baskı Yılı : 2019
Yayınevi: Taze Kitap
Yazarı: Şermin Yaşar
Dil : Türkçe

Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu | Kitap Tanıtımı

Kitabın adını daha önce duymuştum, heves ettim ve okul gezisi ile gittiğimiz Tüyap Kitap Fuarı‘ndan aldım. İyiki de almışım, çok duygusal bir kitap okurken hüzünlenmemek elde değil.

On iki yaşında Lösemiye yakalanan Sadako‘nun hikayesini anlatıyor. Sadako, Japon geleneklerine göre kağıttan bin tutna kuşu yaptığında dileğinin gerçekleşeceğine inanıyor ve hasta yatağında yatarken turnaları katlamaya başlıyor.

Kitabın sonunda kağıttan turna kuşunun nasıl yapılacağı resimlerle anlatılıyor. Ben de annemle heves edip denedim, birer turna yapmak için yarım saat uğraştık ve sonunda elimizde çarpılmış gibi iki tane turna vardı. Benim ki tam bir ejderha oldu.

Sayfa Sayısı: 72
Dili: Türkçe
Yayınevi: Beyaz Balina Yayınları
Yazarı: Eleanor Coerr
Çevirmeni: Zuhal Yeke
İlk Baskı Yılı : 2002

Çilek Ağacı | Kitap Tanıtımı

Okulumuzda seminer veren Erhan Genç‘in kitabı olan Çilek Ağacı kısa kısa hikayelerden oluşmakta ve akıcı bir anlatıma sahip. Kitabı okurken hiçbir hikayede sıkılmadım.

Benden önce bu kitabı okuyan arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine almıştım. İlk başta hiç ilgimi çekmemişti lakin okudukça bırakasım gelmedi ve iki günde bitirdim.

Okumamış olan tüm akranlarıma tavsiye ederim.

Sayfa sayısı: 128
İlk Baskı Yılı : 2016
Yayınevi: İnsan ve Hayat Kitaplığı
Yazarı: Erhan Genç
Dil : Türkçe

Dedemin Bakkalı ve Dedemin Bakkalı Çırak | Kitap Tanıtımı

Bu kitabı uzun zamandır okumayı istiyordum. Elime geçer geçmez de okudum. Şermin Yaşar bu kitabında espirili bir anlatımla dedesinin bakkalında çıraklık yaptığı dönemi anlatıyor.

Kitapta, Şermin Yaşar yenilikçi fikirleriyle dedesini çıldırtıyor. Hiçbir yetişkin onun yaptığı iyiliklerden anlamıyor. Bazen de o büyükleri anlamıyor. Çünkü büyükler sadece kendi bildiklerini yapıyor.

Kitap çok güzel ve eğlenceli, bir çırpıda bitiyor. Sürükleyici bir anlatımı var. Akranlarıma okumaları için tavsiye ederim.

Aslında, Dedemin Bakkalı Çırak kitabını Dedemin Bakkalı kitabının devamı zannederek aldım lakin devamı değilmiş. Bu kitapta bakkalın sahibi Şermin ve biz onun hazırladığı etkinlikleri yapıyoruz. Çok eğlenceli bir aktivite kitabı.

En eğlenceli bulduğum aktivitesi, kişileri ve en sık kullandığı şeyleri tanıtmamı istediği aktiviteydi.

Dedemin Bakkalı
Sayfa Sayısı: 200
Dili: Türkçe
Yayınevi: Taze Kitap
Yazarı: Şermin Yaşar
İlk Baskı Yılı : 2016

Dedemin Bakkalı – Çırak
Sayfa Sayısı: 160
Dili: Türkçe
Yayınevi: Taze Kitap
Yazarı: Şermin Yaşar
İlk Baskı Yılı : 2017

Harry Potter ve Melez Prens Kitap Tanıtımı

Harry Potter‘ın Hogwarts’da geçirdiği altıncı yılı serinin önceki kitaplarından daha maceralı.

Bu kitapta Harry Potter bir yandan okuldakilerle uğraşıyor, bir yandan da geçmişiyle ilgili bilgi edinmeye devam ediyor.

Bir solukta okuyacağınız bu kitap sizi harika bir maceraya sürüklüyor. Bu kitap; okurken zaman zaman heyecanlanacağınız, bazen güleceğiniz ve duygulanacağınız bir kitap.

Sayfa Sayısı: 594
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Yazarı: J. K. Rowling
Çevirmeni: Sevin Okyay – Kutlukhan Kutlu
İlk Baskı Yılı : 2005

Büyüyünce Ne Olacaksın?

Bazı arkadaşlarım mimar, bazı arkadaşlarım doktor olmak istiyorlar peki ben ne olmak istiyorum?

Bu sorunun cevabını daha tam bulmuş değilim, mesela doktor da olmak istiyorum mühendis de. Karar vermek çok zor. Anneme “ben hangi mesleği seçmeliyim” diye sorduğumda; “onun için daha erken, sen bir liseyi kazan da onu sonra düşünürsün” diyor. Bence bütün herkes annem gibi düşünmeli lakin herkes annem gibi düşünmüyor. Misafirliğe gittiğimizde teyzeler bana “büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye soruyorlar. “Daha liseye geçmedik ki, bir lise kazanayım onu o zaman düşüneceğim” diyemiyorum teyzelere. Yoksa bence benim boş bir insan olduğumu sanabilirler. Bu yüzden kimi zaman “doktor”, kimi zaman “mühendis” yanıtını veriyorum.

Bana daha anaokulundayken sormaya başladılar “büyüyünce ne olacaksın?” diye, hala da soruyorlar. Her sene farklı bir cevap veriyorum. Mesela geçen sene öğretmen olmak istiyordum fakat şimdi fark ediyorum ki öğretmenlik geleceğin mesleği değil. Yapay zeka gelişiyor, belki bundan on yıl sonra öğretmenler yapay zeka sahibi robotlar olabilirler.

Velhasılı bence büyükler bize hangi liseye gitmek istediğimizi sormalılar. Çünkü ben meslek seçmeye çalışırken hangi liseye gitmek istediğimi daha seçemedim.

Sakın benim boş bir insan olduğumu düşünmeyin. Benin fen lisesine gitmek istiyorum ama hangi fen lisesi sorusunun cevabını henüz bilmiyorum. En iyisi Google amcadan faydalanarak fen liselerini araştırayım meslek araştırmak yerine.

Gerçek Arkadaşlık

Kalemini bıraktı ve başını şiirine koyup uyudu. Artık karar vermişti, şair olmak ona göre değildi.

Alp on üç yaşında sekizinci sınıfa giden bir çocuktu. Edebiyata meraklıydı, iki yıldır şiir yazıyordu fakat yazdığı şiirlerin hiç birini beğenmiyordu. Ailesi ona gelecekte iyi bir şair olacağını ve yazdığı şiirlerin güzel olduğunu söylüyordu. Alp ise şiirleri için tam tersini düşünüyordu.

Çalar saatinin alarmıyla kalktı. Bugün dershanede deneme sınavına girecekti. Sınavdan sonra arkadaşları evine geleceklerdi ve hep beraber film izleyeceklerdi.

Sınavda dikkati dağılıyordu. Önünde oturan Kerem’in ayağını sallaması, sınav gözetmeninin sınıfta yürümesi ve kâğıt hışırtıları dikkatini dağıtmaya yetiyordu. Sınavı zar zor tamamladı. Sınav kitapçığını ve optik formunu sınav gözetmenine verdi. Annesi ve arkadaşlarının onu beklediğini gördü ve yanlarına hızlıca gitti.

Eve geldiklerinde arkadaşlarıyla film seçmeye başladılar. Kimse kimsenin seçtiğini izlemek istemiyor, herkes farklı bir filmi izlemek istiyordu. O sırada kapı çaldı, pizza siparişi gelmiş olmalıydı. Alp salondaki kargaşadan çıkarak kapıdaki pizzayı aldı. Pizzayı tabaklara koymak için mutfağa götürdü. Annesiyle birlikte tabaklara koydular. Salona gittiğinde arkadaşı Kerem sehpanın üstünde duran şiir defterini almış, Alp’in şiirlerini yüksek sesle Salih ve Mehmet’ e okuyordu. “Hadi ama Kerem! Daha içeri gideli on dakika olmadı. Ne ara okumaya başladın da son şiire geldin?” dedi dalga geçerek Alp. “Onu boş ver de şiirlerin çok güzel, bence yazmaya devam edip bunları bir kitap yaptırmalısın” dedi Kerem. Salih ve Mehmet’te Kerem’in düşüncesini onayladılar. “Eh, sizin için denerim o zaman” dedi Alp.

Dört arkadaş bulmak biraz zor olsa da ortak bir film açtılar. Filmi izleyip pizzalarını yediler. Film bitince artık gitme vakti gelmişti. Saat çok geç olmuştu. Alp arkadaşlarını uğurlayıp odasına gitti. Yatağına sırt üstü uzandı ve ellerini başının altına koyup düşüncelere daldı.

Uyandığında saat sabah altıydı, akşam uyuya kalmıştı. Çalışma masasına oturdu ve masa lambasını açtı. Şiir yazmaya başladı. Bir saat, iki saat, üç saat, dört saat… Zaman akıp gidiyordu. Alp şiir yazmayı bıraktığında öğlene geliyordu. Hızlıca bir şeyler atıştırıp arkadaşlarını aradı, onlara hemen evlerinin orda ki parka gelmelerini söyledi.

Arkadaşlarının parka gelmesi kısa sürdü çünkü evleri parka yürüme mesafesindeydi. Arkadaşlarına sabah yazdığı şiirleri okudu. Kerem hepsinin fotoğrafını çekti. Alp o kadar mutluydu ki nedenini sorgulamadı.

Bir ay böyle geçip gitti. Alp her gün şiir yazıyor ve yazdığı şiirleri arkadaşlarına okuyordu. Bir gün Kerem elinde bir hediye paketiyle parka gelmişti. Paketi Alp’e uzattı ve “Bu senin için, umarım beğenirsin.” Dedi. “Ne gerek vardı şimdi buna Kerem?” dedi Alp. Hediye paketini açtı, içinde bir kitap vardı. Kitabın adı ‘Asla Pes Etme’ idi. Alp kitabı incelemeye başladı. Kitap bir şiir kitabıydı ve şiirler Alp’in şiirleriydi! Heyecanla kitabın kapağına baktı. Kitabın kapağında ‘Yazan: Alp Kara’ yazıyordu. Kerem fotoğrafını çektiği şiirleri bir araya getirerek bir kitap bastırmıştı.

“Çok teşekkür ederim Kerem, bu benim hayatımda aldığım en güzel hediye!” diye bağırarak Kerem’e sarıldı.

Çevre Sadece Bizim Değil

Günlük yaşantımızda çevreyi kirletiyor, kaynakları bilinçsizce tüketiyoruz. Aslında bizim çevreyi kirletmeye hakkımız yok çünkü bu dünyada sadece biz yaşamıyoruz, dünya hayvanların ve bizden sonra gelecek kuşakların da evi.

Fabrika bacalarından çıkan dumanlar çevreyi zehirliyor, balıklar denize atılan çöplere takılarak ölüyor, kaplumbağalar sahillerdeki çöpleri yiyerek ölüyor ve üreyemiyorlar. Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız gazlar ozon tabakasını deliyor. Küresel ısınma yüzünden göller kuruyor, kutuplar eriyor ve dünyanın dengesi bozuluyor.

Çoğu kişi bunların farkında ama önlem almak için hiçbir faaliyette bulunmuyorlar. Lafla peynir gemisi yürümez, artık anlatmayı bırakıp harekete geçme vakti!

Küçük Bir Çocuk Olmak

Küçük bir çocuk olmak çok farklı bir şey, olumlu anlamda farklı. Çünkü genellikle çocukların en büyük dertleri; oyuncaklarının kaybolması, toplarının patlaması gibi şeyler oluyor. Küçük çocuklar hayatın gerçeklerini farkında değiller. Her zaman olumlu düşünürler.

Aslında küçükken ben de hayatın gerçeklerini takmıyordum. Büyükleri anlamıyordum, ha bire haberleri izliyorlardı. Hadi haberlerde farklı bir şey olsa karışmam ama her zaman aynı insanlar farklı yerlerde sıkıcı konuşmalar yapıyorlardı. Ne zaman kanal değiştirmek istesem “Olmaz kızım, önemli şeyler anlatıyor.” cevabını alırdım. Bu kadar önemli olan ne olabilirdi ki?

Sokakta yürürken bağırarak kahkaha attığımda veya bağırdığımda “Bağırma kızım.” derdi büyükler. Bağırsam, çığlık atarak konuşsam bence bir şey olmazdı. En fazla ne olabilirdi ki?

Bence evde dikkatli bir şekilde evde top oynasak da bir şey olmazdı, hatta denemiştim. Ama bir şey olmuştu; babamlar bahçedeyken kuzenimle top oynuyordum. Niyeyse dışarıda mis gibi bahçe ve sıcak hava varken içeride oynamayı tercih etmiştik. Topa vurdum ve avizeye geldi, Allah’tan sadece avizenin süsleri kırılmıştı. Avize tavanda sallanıyordu, yani hala yerinde duruyordu ama annemler sanki avize kırılmış gibi kızmıştı. Avizenin taşları kırılsa ne olurdu ki?

Küçük bir çocukken bir sevdaydı zıplamak benim için. Koltukta, yatakta hatta halıdaki desenlerde zıplardım. Her seferinde “Aman kızım in aşağı, aman kızım zıplama aşağı gürültü gidiyor.” diye azarlardı büyükler. Benim zıplamamdan ne olacaktı ki? Bence aşağıdaki komşular anlayışlı insanlardı, bunu anneme söylediğimde; “Olsun kızım gürültü gidiyor, ne gerek var?” derdi. Bence zıplamaya gerek vardı ama bunu anneme bir türlü anlatamamıştım.

Çoğu kişi çocukken aynılarını yaşamıştır. Ben hala küçükken istediklerimin normal şeyler olduğunu düşünüyorum. Ne de olsa küçük bir çocuktum, bunları yaparken tek düşündüğüm ne kadar eğlenceli olduklarıydı!

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.