Bugün de her gün olduğu gibi benimle “Vampir Aleyna Gece ” diye konuştu sınıf arkadaşlarım. Aklınızdaki soruyu biliyorum “Neden vampir?“ diye düşünüyorsunuz. O zaman açıklayayım: Vampirlerin sahip olduğu gibi köpek dişlerim uzun ve diğer dişlerime göre büyük. Aynı zamanda (Neden bilmiyorum) babam gündüz çalışmak yerine GECE mesaisi yapıyor.

Her zamanki gibi eve koşarak gittim. Arkadaşlarımın alaylarını unutmak için bir spor arabayla yarıştım ve kazandım.

Eve vardığımda babam bana ne olduğunu sordu. Bende her zamanki gibi arkadaşlarımın benimle vampir diye dalga geçtiklerini söyledim. Ama babam önceki durumlarda verdiği cevabı vermedi. Her zaman “Onların dediğine kafayı takma.” derdi. Ama bu sefer “ Ah Aleyna, ne kadar da çabuk büyüyorsun. Gel kafeye gidelim. Orada sana anlatırım.” dedi ve “Ben hazırlanacağım. Ne olur ne olmaz bavulunu da hazırla.” diyerek odasına gitti. Böylece beni kafamda büyük bir soru işaretiyle salonda bıraktı.

Birkaç dakika sonra kafamdaki büyük soru işaretiyle odama gittim. Acaba gerçekten vampir miydim? Bunu anladım da neden bavulumu hazırlıyorum? Acaba taşınıyor muyuz? İnşallah öyledir. Çünkü arkadaşlarımdan falan bezdim artık.
Babam çoğu zaman böyle garip davranır. Ama bu sefer bence ciddiydi. Hemen odama gittim. En sevdiğim elbise olan uzun gece mavisi elbisemi giydim. Bavuluma birkaç parça kıyafet , yarasa şeklinde el fenerimi ve ilk yardım malzemesi aldım. Nedense içimden bir ses almamı söylüyor. Bu yüzden ilk yardım malzemesi aldım.

Salona geri geldiğimde babam çoktan hazırdı. “Haydi gidelim.” dedi. Ben de olur diye cevap verdim. Ama kafeye yürürken babamın elinde bavulunun olmadığını gördüm. Tam babama neden bavul almadığını soracaktım ki babam “İşte geldik” dedi. Bende sormaktan vazgeçtim. Çünkü hemen neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum. Babam “ Bak ne diyeceğim. Sana olanları göstererek anlatsam daha iyi olacak. O zaman kafe yerine lunaparka gidiyoruz.” dedi. Olanlara bir anlam veremiyordum. Acaba vampir olmakla – ki vampir olmanın konu ile bir ilgisi var mı onu bile bilmiyorum- lunaparkın ne alakası var?

Babamla bir banka oturduk. Bir süre sonra babam “Bu seni çok zorlayacak bir konu. Bu yüzden büyümeni bekledim Aleyna. Aslında bu dünyada sadece seni iki kişi önemsiyor olabilir. Orada,benim ve uzun zaman önce taşınan annenin buluşları sayesinde, tanınan ve önemsenen birisin. Anneni özlemiş olmalısın. Onunla yakında beraber olacaksınız. O da seni çok özledi ama senin iyiliğin için özelliklerinin gelişmesini bekledik.” Benim annem gerçekten beni düşünüyor muydu? Küçükken neredeyse her seferinde kapı çaldığında “Anne geldi.” diye kapıya koşuyormuşum ve hiçbir zaman gelmiyormuş. Hâlâ gelmedi. Onu kaybettiğimizi sanıyordum. Meğer beni babamla bırakıp gitmiş, bizi terk etmiş. ”Yani o bizi terk etti ve beni çok özledi. O zaman neden çok özlediği halde hiç gelmedi” diye sitem ettim. “Tüm soruların cevabını öğreneceksin zaten Aleyna. Hadi gel. Taksi geldi.” dedi babam. Ve taksiye bindik. Babam bu sefer takside benimle birlikte arkaya oturdu.

Taksiden inince babam “İşte geldik” dedi on yıldır terk edilmiş lunaparkı göstererek. Burada mı bana göstererek anlatacaktı? ”Neden buraya geldik?” diye babama sordum. Babam cevap vermedi ve “Hadi gel Aleyna, bu taraftan.” dedi. Ama gittiği taraf, her önünden geçince içimin ürperdiği korku tünelinin girişiydi. “Peki” diye korkarak cevap verdim. “Gerçekten korkuyor musun Aleyna?” babama korkakmışım gibi görünmek istemedim. Çünkü belki benim çok korktuğumu düşünüp vazgeçebilir. Yine de yalan söylememek için “biraz” cevabını verdim. Aslında çok heyecanlıyım.

Babam tünelin başındaki vagona oturdu. “Haydi gel yanıma. Bu tünel özel bir tünel. Aslında bazı korkunç yerleri var ama bence sen cesaretli ve cesursun” dedi. Bana da kafamı evet anlamında sallamak kaldı. Çünkü çok korkuyordum. Vagonda babamın yanına iyice sokuldum.

Vagon gıcırdayarak hareket etti. Ben nefes almaya bile korkuyordum. Çünkü karşımıza ne çıkacağı belli olmazdı. Ne de olsa on yıldır kimse buraya girmemişti. Aslında belki birileri gelip buraya kaçak girenler için tuzak hazırlamış olabilir. Acaba babam da korkuyor mudur? Babamın yüzüne baktım. Babamın yüz ifadesi, sanki burası onun eviymiş gibi bir ifadeydi.

Havadan ikide bir örümcekler aşağı düşüyordu. O kadar karanlıktı ki o örümceklerin gerçek olup olmadıklarını bilmiyordum. O sırada kafamdan aşağı bir bardak kadar su döküldü ve ben çığlık attım. “Ne oldu Aleyna? Etraf çok mu karanlık geldi?” diye sordu babam. “Hayır baba, üstüme neredeyse bir bardak su döküldü” “Demek ki bu sefer sana döküldü. Bu su olayı da korku tünelinin bir parçası” dedi babam.

Korku tünelinin ortalarına doğru vagon durdu. Kalbim “Güm Güm ” diye atıyordu. O kadar sessiz bir ortamdı ki kalbimin atışını bile duyabiliyordum.

Babam “Haydi inelim” dedi ve vagondan indik. Duvarı elleriyle aramaya başladı. “İşte burada, elini buraya koy Aleyna.” El fenerimin yardımıyla duvardaki el şeklindeki yere elimi koydum. Koyar koymaz duvardan “Kişilik testi olumlu, Vampirya ‘ya hoş geldiniz” diye bir ses geldi ve duvar sağa doğru kaymaya başladı. Ben hemen birkaç adım geri çekildim ve “Ben bir vampir miydim! Ama gün ışığı beni etkilemiyor, nasıl?” diye bağırdım. Aslında şu an hayatımın en güzel anı olabilir. Karşımıza otuza yakın merdiven çıktı.

Merdivenlerden iner inmez babamdan önce içeriye koştum.

“Hey, yavaş ol Aleyna. Acelen ne?”

O kadar heyecanlıydım ki “Baba, hem annemi göreceğim hem de belki yarasa olabileceğim. Bunlardan güzel bir şey var mı?”

“Tabi ki de yok Aleyna. İstersen biraz sana etrafı tanıtayım.”

“Olur baba.”


DEVAMINI OKU – BÖLÜM 2 – Vampirya’daki Hayat


 

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.