Bölüm 1 – Hayatımdaki Gerçekler

Bugün de her gün olduğu gibi benimle “Vampir Aleyna Gece ” diye konuştu sınıf arkadaşlarım. Aklınızdaki soruyu biliyorum “Neden vampir?“ diye düşünüyorsunuz. O zaman açıklayayım: Vampirlerin sahip olduğu gibi köpek dişlerim uzun ve diğer dişlerime göre büyük. Aynı zamanda (Neden bilmiyorum) babam gündüz çalışmak yerine GECE mesaisi yapıyor.

Her zamanki gibi eve koşarak gittim. Arkadaşlarımın alaylarını unutmak için bir spor arabayla yarıştım ve kazandım.

Eve vardığımda babam bana ne olduğunu sordu. Bende her zamanki gibi arkadaşlarımın benimle vampir diye dalga geçtiklerini söyledim. Ama babam önceki durumlarda verdiği cevabı vermedi. Her zaman “Onların dediğine kafayı takma.” derdi. Ama bu sefer “ Ah Aleyna, ne kadar da çabuk büyüyorsun. Gel kafeye gidelim. Orada sana anlatırım.” dedi ve “Ben hazırlanacağım. Ne olur ne olmaz bavulunu da hazırla.” diyerek odasına gitti. Böylece beni kafamda büyük bir soru işaretiyle salonda bıraktı.

Birkaç dakika sonra kafamdaki büyük soru işaretiyle odama gittim. Acaba gerçekten vampir miydim? Bunu anladım da neden bavulumu hazırlıyorum? Acaba taşınıyor muyuz? İnşallah öyledir. Çünkü arkadaşlarımdan falan bezdim artık.
Babam çoğu zaman böyle garip davranır. Ama bu sefer bence ciddiydi. Hemen odama gittim. En sevdiğim elbise olan uzun gece mavisi elbisemi giydim. Bavuluma birkaç parça kıyafet , yarasa şeklinde el fenerimi ve ilk yardım malzemesi aldım. Nedense içimden bir ses almamı söylüyor. Bu yüzden ilk yardım malzemesi aldım.

Salona geri geldiğimde babam çoktan hazırdı. “Haydi gidelim.” dedi. Ben de olur diye cevap verdim. Ama kafeye yürürken babamın elinde bavulunun olmadığını gördüm. Tam babama neden bavul almadığını soracaktım ki babam “İşte geldik” dedi. Bende sormaktan vazgeçtim. Çünkü hemen neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum. Babam “ Bak ne diyeceğim. Sana olanları göstererek anlatsam daha iyi olacak. O zaman kafe yerine lunaparka gidiyoruz.” dedi. Olanlara bir anlam veremiyordum. Acaba vampir olmakla – ki vampir olmanın konu ile bir ilgisi var mı onu bile bilmiyorum- lunaparkın ne alakası var?

Babamla bir banka oturduk. Bir süre sonra babam “Bu seni çok zorlayacak bir konu. Bu yüzden büyümeni bekledim Aleyna. Aslında bu dünyada sadece seni iki kişi önemsiyor olabilir. Orada,benim ve uzun zaman önce taşınan annenin buluşları sayesinde, tanınan ve önemsenen birisin. Anneni özlemiş olmalısın. Onunla yakında beraber olacaksınız. O da seni çok özledi ama senin iyiliğin için özelliklerinin gelişmesini bekledik.” Benim annem gerçekten beni düşünüyor muydu? Küçükken neredeyse her seferinde kapı çaldığında “Anne geldi.” diye kapıya koşuyormuşum ve hiçbir zaman gelmiyormuş. Hâlâ gelmedi. Onu kaybettiğimizi sanıyordum. Meğer beni babamla bırakıp gitmiş, bizi terk etmiş. ”Yani o bizi terk etti ve beni çok özledi. O zaman neden çok özlediği halde hiç gelmedi” diye sitem ettim. “Tüm soruların cevabını öğreneceksin zaten Aleyna. Hadi gel. Taksi geldi.” dedi babam. Ve taksiye bindik. Babam bu sefer takside benimle birlikte arkaya oturdu.

Taksiden inince babam “İşte geldik” dedi on yıldır terk edilmiş lunaparkı göstererek. Burada mı bana göstererek anlatacaktı? ”Neden buraya geldik?” diye babama sordum. Babam cevap vermedi ve “Hadi gel Aleyna, bu taraftan.” dedi. Ama gittiği taraf, her önünden geçince içimin ürperdiği korku tünelinin girişiydi. “Peki” diye korkarak cevap verdim. “Gerçekten korkuyor musun Aleyna?” babama korkakmışım gibi görünmek istemedim. Çünkü belki benim çok korktuğumu düşünüp vazgeçebilir. Yine de yalan söylememek için “biraz” cevabını verdim. Aslında çok heyecanlıyım.

Babam tünelin başındaki vagona oturdu. “Haydi gel yanıma. Bu tünel özel bir tünel. Aslında bazı korkunç yerleri var ama bence sen cesaretli ve cesursun” dedi. Bana da kafamı evet anlamında sallamak kaldı. Çünkü çok korkuyordum. Vagonda babamın yanına iyice sokuldum.

Vagon gıcırdayarak hareket etti. Ben nefes almaya bile korkuyordum. Çünkü karşımıza ne çıkacağı belli olmazdı. Ne de olsa on yıldır kimse buraya girmemişti. Aslında belki birileri gelip buraya kaçak girenler için tuzak hazırlamış olabilir. Acaba babam da korkuyor mudur? Babamın yüzüne baktım. Babamın yüz ifadesi, sanki burası onun eviymiş gibi bir ifadeydi.

Havadan ikide bir örümcekler aşağı düşüyordu. O kadar karanlıktı ki o örümceklerin gerçek olup olmadıklarını bilmiyordum. O sırada kafamdan aşağı bir bardak kadar su döküldü ve ben çığlık attım. “Ne oldu Aleyna? Etraf çok mu karanlık geldi?” diye sordu babam. “Hayır baba, üstüme neredeyse bir bardak su döküldü” “Demek ki bu sefer sana döküldü. Bu su olayı da korku tünelinin bir parçası” dedi babam.

Korku tünelinin ortalarına doğru vagon durdu. Kalbim “Güm Güm ” diye atıyordu. O kadar sessiz bir ortamdı ki kalbimin atışını bile duyabiliyordum.

Babam “Haydi inelim” dedi ve vagondan indik. Duvarı elleriyle aramaya başladı. “İşte burada, elini buraya koy Aleyna.” El fenerimin yardımıyla duvardaki el şeklindeki yere elimi koydum. Koyar koymaz duvardan “Kişilik testi olumlu, Vampirya ‘ya hoş geldiniz” diye bir ses geldi ve duvar sağa doğru kaymaya başladı. Ben hemen birkaç adım geri çekildim ve “Ben bir vampir miydim! Ama gün ışığı beni etkilemiyor, nasıl?” diye bağırdım. Aslında şu an hayatımın en güzel anı olabilir. Karşımıza otuza yakın merdiven çıktı.

Merdivenlerden iner inmez babamdan önce içeriye koştum.

“Hey, yavaş ol Aleyna. Acelen ne?”

O kadar heyecanlıydım ki “Baba, hem annemi göreceğim hem de belki yarasa olabileceğim. Bunlardan güzel bir şey var mı?”

“Tabi ki de yok Aleyna. İstersen biraz sana etrafı tanıtayım.”

“Olur baba.”


DEVAMINI OKU – BÖLÜM 2 – Vampirya’daki Hayat


 

Bölüm 2 – Vampirya’daki Hayat

Vampirya kocaman binaları olan teknoloji harikası bir yer. Bir kaç tane dershane var. Kocaman bir okul var. Buranın adı da Vampirella. “Baba, bu okul adını nereden almış?” “Bu okul adını senden almış. On bir yıl önce sen doğunca senin vampir kimliğine Vampirella, dünya adını da Aleyna koyduk” .

“Baba annem nerede?” “Ben de bu soruyu sormanı bekliyordum. Annen şuradaki uzun binanın en üst katında oturuyor. Benim bir işim var. Sonra görüşürüz.” Çok güzel. Acaba o uzun binanın kapısı nerede?

Tamam, kapıyı buldum ama kapı çok yukarıda. O sırada yanıma bir adam geldi ve bir şeyler mırıldandı. Birden yarasa oldu ve kapıya uçtu. Nasıl yarasa olunur? Dur bir dakika. Burada bir resim var. Resimde ayağı kırık biri ve sağ tarafı gösteren bir ok var. Sağ tarafta bir engelli kapısı olmalı. Hemen sağ tarafa koştum. Orada yerde bir kapı vardı. Kapının eni geniş ve boyu kısaydı. O kapıdan geçebilirsem ancak sürünerek geçebilirim ve ben de en sevdiğim elbise ile yerlerde sürünmek istemiyorum ama galiba zorundayım.

İlk önce yere oturdum, sonra yere yüz üstü yattım. Bunları yaparken beni kimsenin görmemesine dikkat ettim çünkü herkes beni garip bulurdu. Neyse, sürünerek geçtim. Sonra ayağa kalktım, bir de ne göreyim! Binanın içi kocamanmış ve bir sürü daire var ama bununla beraber bir sürü sorun var. Birinci dairenin yanında bir tane daha küçük daire var, şimdi annem en üst katta yaşıyormuş acaba annem hangi kapıda yaşıyor? Büyük kapıda mı yoksa küçük kapıda mı? Acaba annem kaç numaralı dairede oturuyor?

Bu konuyu yukarı çıkınca düşünelim. Etrafta dolaşmaya başladım acaba asansör, en kötü ihtimal merdiven nerede? O sırada birbirleriyle şakalaşan iki üç yarasa geldi ve uçarak sağdaki koridora doğru yönlendiler. Ben de fark edilmemeye çalışarak peşlerinden gittim sonra küçük bir cam kutuya bindiler. Galiba bu cam kutu yarasa asansörüydü. O da ne? Galiba cam asansörün altında bir tutma yeri var! Cam asansör biraz yukarı çıkınca altına tutundum ve yukarı çıktım. O yarasalar en üst kata çıktılar ben de bir alt kata indim. Etrafa bakındım, üst kata çıkmak için bir fikir aradım ve şahane bir fikir buldum. Burada kalıp yarasa olmaya çalışacağım. Evet haydi deneyelim. Kollarımı uçarmış gibi yukarı aşağı yaptım olmadı. Aynı hareketi parmak ucunda yaptım olmadı. Acaba yarasa olmak için ne yapmak gerekiyor? Of! Çok yoruldum. Acaba burada kafeterya var mıdır? Acaba uçmak dışında üst kata çıkmanın bir yolu var mı? Şu anda sinirlerim çok bozuk, ne yapmam gerek bilemiyorum. Kafamda ne kadar çok acaba var!Acaba birinden telefon istesem de babamı mı arasam?Aynen, mantıklı. Haydi o zaman bu kata gelen birilerini bekleyeceğim.

On beş dakika sonra bir vampir bu kata geldi ve ben de fırsat bu fırsat diye düşünüp o vampirin yanına gittim. “Babamı aramak için telefonunuzu alabilir miyim?” diye sordum. “Telefon ne ki saf kız.” dedi. O an şoke olmuştum, buradaki teknoloji ile dünyadaki teknoloji aynı değil mi?

“Siz burada neyle haberleşiyorsunuz?”

“Biz burada vampirtok kullanıyoruz. Ne oldu?”

“Şey, ben buralarda yeniyim. Adım Aleyna, pardon Vampirella. Ben babamı veya annemi arıyordum ama bu kattan çıkamıyorum. Yukarı kata çıkmak için ne yapabilirim?” dedim. Vampir de“ Ah, özür dilerim. Galiba bu binayı bilmiyorsun. Gel sana asansörü göstereyim.” dedi ve yarasa olup uçmaya başladı.

“Şey, ben yarasa olmayı bilmiyorum. Acaba yarasa nasıl olunur?”

“Aslında yarasa olmak için belli bir zamanı beklemen gerek ama işin kötü tarafı her vampir de bunun farklı zamanlarda olması. Bu yüzden yukarı çıkmak için ışi suyunu kullanman lazım. Buralarda yeni olduğuna göre ışi suyunu kullanmayı bilmiyorsundur” dedi vampir. Bende evet anlamında kafamı salladım. Bir suyla nasıl yukarı çıkabilirim?

“ Bak şimdi. Önce bu suyu içiyorsun ve hemen ardından nereye gitmek istediğini söylüyorsun. Bu kadar basit. Bu arada adın neydi?”

“Adım Vampirella”

“Sen o ünlü Vampirellasın!”

“Ben ünlü müyüm?”

“Tabii ki de evet. Bize Vampirella evden çıkmak istemiyor demişlerdi. Ama sen evden çıkmışsın”. O anda gözlerim doldu. Evet, babam bana ünlüsün demişti ama bu kadar da ünlü olacağımı beklemiyordum. Sonra gözlerimden korktuğum için yaşlar dökülmeye başladı. Bende vampirin beni soru yağmuruna tutmasını istemediğim için koşmaya başladım. Ama ben ne kadar koşarsam koşayım vampir peşimden geliyordu. Aslında bu kat labirent gibiymiş.

Sonra hızla sola koştum. Arkama bakarak koşuyordum. O sırada hızlandım ve duvara çarptım. Meğerse bu koridorun sonunda başka bir koridor yokmuş. Duvara çarptıktan sonra başım döndü ve yere düştüm. Kafamı yere çarptım. Ardından “Vampirella” diye seslendi biri ve daha kendisini göremeden gözlerim ağır ağır kapanmaya başladı. Bayılmıştım.


DEVAMINI OKU –  BÖLÜM 3 – Hastane


 

Yeni yazılardan haberdar olmak için abone olun!
Loading

Bölüm 3 – Hastane

Uyandığımda hastanede yatıyordum. Başım çok ağrıyordu. Etrafımda kimse yoktu ve her yer karanlıktı. Galiba gece olmuştu. Yattığım yerden doğruldum. Kolumda serum vardı. Doğrulunca canım yandı. Bende geri yattım. O sırada odanın kapısı aralandı. Biri ışığı yaktı. Ben de gözlerimi kıstım. Bu yüzden beni uyuyor sanabilirlerdi. İçeriye iki doktor girdi ve konuşmaya başladılar. Ama doktorların ne dediğini anlamıyordum.

Sonra doktorlardan biri odanın diğer tarafındaki masaya gitti. Diğer doktor da dişine bir şey taktı. Sivri ve beyaz bir şey. Ardından yanıma yaklaştı ve masadaki doktor ona “Başla” diye komut verdi. Ben de daha fazla dayanamayıp gözümü açtım. Yanımdaki doktor da “Demek uyandın. Seni normalde taburcu edecektik ama beyninin çarpma anında hasar aldığını gördük. Bu yüzden sana dişrum tedavisi uygulayacağız. İstersen yarasa olabilirsin. O zaman daha rahat edersin.” Dedi ama ben doktora yarasaya dönüşemediğimi belli etmek istemedim. Cevap vermedim. “Başlıyorum” dedi doktor.

Ve bana gece bandı uzattı. “Al, en azından gözlerini kapat” dedi. Ama benim başım öyle dönüyordu ki, yatağa yığılmamak için kendimi zor tutuyordum. Neyse, gece bandını gözüme taktım. Ve korkumu yenmeye çalıştım. Doktor beni yavaşça yatağa yüz üstü yatırdı. Ayaklarımı dümdüz uzattı. Galiba bu tedavi yöntemi sırttan yapılıyordu.

Doktorun ne yaptığını bilmiyorum ama galiba dişine taktığı şeyi enseme batırdı. Batırdığında canım çok acıdı. Ama kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Sonra doktor batırdığı her neyse onu ensemden çıkardı ve bana “Artık taburcu oldun” dedi ve beni kapıya götürdü.

 


DEVAM EDECEK


Yeni yazılardan haberdar olmak için abone olun!
Loading

Bölüm 4 – Kardeşlerim

Kapıda beni iki yarasa bekliyordu. Doktor bir tanesine durum raporu verdi. O da doktora teşekkür etti. Ardından yarasalar vampir oldu. Bir genç kız ve bir küçük çocuk vardı. Küçük dediğim iki yaşında ya var ya yoktur. “ Naber Vampirella” dedi. Ben de cevap olarak “İyiyim” dedim. Acaba bu kız ve küçük çocuk kimdi?
“Siz kimsiniz?” dedim. “Beni hatırlamıyor musun?” dedi. Demek ki küçükken onu görmüştüm. “Hayır” dedim. “O zaman sen hayatını bilmiyorsun. Ben senin ablanım. Bu da senin erkek kardeşin Vankat. Benim adım da Meylan.” “Peki ama neden ben sizi daha önce görmedim?” “Anlatmaya en başından başlayalım. Ben altı yaşımdaydım. Bir tam vampirdim.” “Tam vampir ne demek?”
“Tam vampir, vampirlerin bütün özelliklerini taşıyan vampirlere denir. Mesela ben gün ışığına çıkamıyorum. Sadece Vampirya’daki vampir güneşine çıkabiliyorum. Ama yarı vampirler normal insan güneşine çıkabiliyor. Anlatmaya devam edelim. Sen doğdun ve testler sonucu yarı vampir olduğun ortaya çıktı. Bir yıl sonra Vampirya da zombilerle savaş çıktı. Babam dünyaya taşınmak istedi. Ama ben ve annem tam vampir olduğumuz için sadece ikiniz gidebildiniz. Savaş bitene kadar zaten iki yıl geçti. Sen artık üç yaşındaydın. Annemler de seni orada büyütmeye karar verdiler. Artık vampir olmaya başlayınca babam seninle birlikte tekrardan Vampirya’ya taşındı.” “Az biraz anladım. Ama artık evimize gidebilir miyiz abla?” “Tabii ki de. Ama eve giderken Vankat için abur cubur almamız lazım” dedi ablam Vankat’a bakarak.
Hastaneden çıktık ve eve doğru yürümeye başladık. Aradan biraz zaman geçtikten sonra ben çok yoruldum, galiba ablam da Vankat’ı taşımaktan yorulmuştu ve söylenmeye başladı. “Of Vankat of. Ne zaman büyüyeceksin de kendi başına yürüyeceksin?”. Ablam iyice Vankat’a söyleniyordu. Vankat ise bir gözü kapalı bir gözü açık sırıtıyordu. “Bu böyle olmaz, teknovara binelim” dedi ablam ve bir kanatlı uçan tabelanın altında durup, beklemeye başladı. Ben de fırsat bu fırsat diye düşünüp ablama “Teknovar nedir abla?” diye sordum. “Teknovar bir çeşit toplu taşıma Vampirella” diye sorumu cevapladı.

Bölüm 5 – Annem

Teknovardan indiğimizde ablam “Hadi gel Vampirella” dedi ve yerdeki bir kapağı açmaya çalıştı. Ben çok şaşırmıştım. Çünkü orası kanalizasyon kapağına benziyordu. Sessizce ablamı seyrettim. Ablam sanki normal bir kapı açıyormuş gibi kapağı açtı ve içeri atladı. Ben de kapak kapanırsa diye koktuğum için ablamın peşinden atladım. Burası bakkal gibi bir yerdi. Ablam bir tane çikolata aldı ve uyuyan Vankat’ın çantasına koydu. Bakkaldan çıkınca eve doğru yürümeye başladık. Ben çok heyecanlıydım.

Annemin oturduğu binaya geldiğimizde ablam duvardaki bir taşı içeriye doğru itti ve binanın en üstüne kadar bir merdiven yükseldi. Ablam “ en üst kata kadar çıkacaksın” dedi. Ablam Meylan, kardeşim Vankat ve ben yavaş yavaş merdivenleri çıkmaya başladık. En üst kata vardığımızda ablam cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı açtı. İçerisi kocaman bir evdi. Amerikan mutfaktı (mutfak ile salon birleşik). Evdeki çoğu eşya (buna parkeler de dahil) siyahtı. Ablam “Anne, biz geldik” diye seslendi. Merdivenlerden siyah saçlı ve mavi gözlü bir kadın indi. Üzerinde siyah ve ayaklarına kadar uzanan bir elbise vardı. Ten rengi bembeyazdı. Annem, kitaplarda okuduğum vampirlere benziyordu.
“Merhaba Vampirella” dedi annem. Ben de mutlulukla “Merhaba” dedim. Mutluluktan ağlıyordum. Ama bir şey dikkatimi çekti. Annem beni özlemişe benzemiyordu. Ben “aman boş ver” diye düşünürken annem “Uzun zamandır geceleri dünyaya geliyoruz ama seninle konuşmak daha güzel bir his”. Demek ki annemler beni görmek için geceleri yanıma geliyorlarmış ama ben uyuyormuşum. Annem bana odamı gösterdi. Dünyadaki odama çok benziyordu ama daha büyüktü. Ablamlar bana evi dolaştırdıktan sonra beraber varizyon izledik. Varizyon, televizyona çok benziyor ama elini ekrana sokarak reklamlardan (vampirce bivertler) yiyecekler alabiliyorsun, arama yapıyorsun. Bence çok mantıklı bir icat. Annemden izin alıp odamda derin bir uykuya daldım.

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.