Gözlerimi açtığımda etrafımda bir sürü mantar vardı. Ama içlerinde en hoşuma gideni çok süslü bir mantardı. Sonra o süslü mantar yanıma yaklaştı ve beni havaya kaldırdı.

– İşte prensesimiz, dedi.

Çok heyecanlanmıştım.

Şimdi ise 18 yaşımdayım. O zamandan beri babamı hiç görmedim.Acaba o nasıl biriydi? Annem ona benzediğimi söyler. Babamı annemler yeni evlendiğinde olan bir savaşta kaybetmişiz. Savaşta 15 tane karga bize saldırmış. Kargaların elebaşı babamı kaptığı gibi götürmüş…

Yarın hayatımın en önemli yarışması var; Güzellik Yarışması. Babam ile annem bu yarışmaya katılmışlar. Ve bütün mantarlar arasından en güzeli babam seçilmiş.

Sabah erkenden kalktım. 4 yıldım yaşım tutmadığı için bu yarışmaya giremiyordum. Ama bu yıl girdim. Hemen hazırlanıp otobüse bindim. Prenses olduğum belli olmasın diye üstüme siyah pelerinimi giyip kapşonumu yüzüme kapatmıştım.

Yarışmaya gelince hemen elli birinci kartı alıp yerime geçtim. İlk sekiz turu da geçtim. Dokuzuncu turu da çok zor geçtim. Sıra onuncu tura gelmişti. Bu final demekti. Sadece KaraMan ile ben kalmıştım. KaraMan siyah bir mantar olduğu için makyajını da siyah yapıyordu. Ama gerçekten çok güzeldi. Onu çok kıskandım. Biri bana dokunsa ağlayabilirdim. Yarım saat sonra içeri ProMan girdi. Meğerse KaraMan hile yapıp üzerine güzellik iksiri dökmüş. Böylece yarışmayı ben kazanmıştım 🙂

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.