Babalar Günü

Takvimde olmayan bir gün vardı…

Yırtılmış, küçük parçalara ayrılıp parçalarının kızgın ateşe atıldığı bir gün…

Asla moralini bozmayan ve olumlu düşünen birinin moralinin bozuk ve negatif düşündüğü bir gün…

Herkesin kutlama yaptığı, ama onun yas tuttuğu bir gün…

Hızla geçen zamanda asla rastlamak istemediği bir gün…

Sizce hangi gün?..

Babasını canice bir katliamda kaybetmiş bir oğlanın asla hatırlamak istemediği bir gün ne olabilir ki?..

Tabii ki ‘Babalar Günü’

Bu gün bu oğlanın yaşadığı acıyı eğer ailenizden birini kaybetmediyseniz asla anlayamazsınız. Bu gerçekten felaket bir şeydir. Şöyle açıkliyim; Doğum gününüz, çok mutlusunuz. Yataktan kalkıyorsunuz ve salona gidiyorsunuz. Salonda ailecek seni bekliyorlar. Babanız kahvaltıdan sonra sizi luna parka götürüyor. Akşamda parti yapıyorsunuz ailecek. Pastayı baban kesiyor, hediyeleri annen getiriyor.

Peki ya babanız bu doğum gününde olmasaydı? Aynen şöyle olurdu; Doğum gününüz, çok mutlusunuz. Yataktan kalkıyorsunuz ve salona gidiyorsunuz. Salonda sadece anneniz ve varsa kardeşleriniz var. Bir koltuk boş. Babanızın koltuğu. İçinizde bir burukluk oluyor. Gözleriniz doluyor ama anneni üzmemek için ağlayamıyorsunuz. Mutlu gözükmeye çalışarak günü geçiriyorsunuz. Kendinizi bir şekilde mutlu ediyorsunuz. Akşam ailecek parti yapıyorsunuz. Anneniz pastayı salona getiriyor. Yine içiniz burkuluyor. Çünkü pastayı normalde babanız keserdi ve babanız yok…

Eğer babanız olmasaydı bunun gibi bir sürü anınız olabilirdi…

Eğer babanız hala sağsa ona “seni seviyorum babaaa” diye sarılın, yanınızda değilse de arayın. Babalarımızın bizim hayatımızda büyük önemleri var, değerini bilelim…

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.