Hayallerini Kovalayan Kız

“O bir kız. Kaykayla ne alakası olabilir ki?”.

Ter içinde uyandı. Sınıftaki oğlanlar kaykaya olan merakını o kadar küçümsüyorlardı ki, artık rüyalarında bile kaykay kaydığını göremiyordu. Yağmurun sesi yüzünden tekrar uyuyamadı. Akşam yatarken odasının camını açık bırakmıştı. Camı kapamak için yatağından kalktı. Camını kapadıktan sonra masanın üzerinde duran saate baktı. Saat sekiz olmuştu, annesi ile babası gitmiş olmalıydı. Yine de emin olmak için annesiyle babasının odasına gitti. Gitmişlerdi ve yataklarının üzerinde bir not vardı. Notta “Bugün sana bir sürprizimiz var” yazıyordu. “Sürpriz ne olabilir ki?” diye düşünmeye başladı. İçine bir kurt düşmüştü.

Annesi de babası da doktordu. Annesi iki sene önce çalışmaya başlamıştı, bu seneye kadar da yarım gün çalışıyordu ama artık kızının büyüdüğünü düşündüğü için tam gün çalışmaya başlamıştı. Kızının evde kendine bakabileceğini düşünüyordu. 7. Sınıfa giden bir kız için büyük bir sorumluluktu. Sabah akşam evde kimse yoktu. Çoğu zaman nöbete kaldıkları için geceleri de kimse yoktu. Tabi kızından başka. Bazen çok sıkıcı olabiliyordu bu durum. Evde konuşacak kimsesi olmuyordu.

Dersin başlamasına bir saat vardı, okul kıyafetlerini giydi, çantasına kitaplarını koydu ve beslenme çantasına koymak için peynirli bir sandviç yaptı. Okula gitmek için daha erken olduğundan okul yolundaki kafelerden birinde kahvaltı yapacaktı. Canı evde kahvaltı yapmak istemiyordu. Çünkü canı simit ve çay çekmişti. Evde simit yoktu.

Kafede camı sokağa bakan bir masaya oturdu, çay ve simit söyledi. Bu kafe en sevdiği kafeydi, çünkü oturduğu masa direkt yolun karşısındaki spor mağazasına bakıyordu. Ayrıca içerisi sıcacıktı. Bir hoparlörden klasik müzik çalıyordu. Klasik müzik en sevdiği müzik türüydü. Onu rahatlatıyordu.

Mağazanın vitrininde çok havalı, kurukafa desenli bir kaykay duruyordu, vitrinde duran havalı kaykaya bakarken düşüncelere dalmıştı. Acaba anne ve babasının sürprizi neydi? Garson çay ve simidi önüme koyunca birden yerinde sıçradı. Çayın bir kısmı üzerine döküldü. Hemen simidini yiyip eve koşarak gitti.

Üzerini değiştirdikten sonra hemen evden çıktı. Okula doğru yürürken çok ıslandı. “Keşke şemsiyemi alsaydım. Sırılsıklam oldum ama eve geri dönecek vakit yok. Çok sakar ve unutkanım” Diye geçirdi içinden. Okulda dersler düşüncelerle geçip gitmişti. Çoğu düşüncesinde kaykaya biniyordu ama her biri farklı yerlerde. Kimisinde sahilde, kimisinde ise yol kenarında.

Son ders eğitim liderliğiydi ve bu derse çoğunlukla okulun psikoloğu giriyordu. Bu hafta ki konu; başkalarının düşünceleri yüzünden özgürlüklerimizden ve istediğimiz şeylerden vazgeçmememiz gerektiğiydi. Psikolog konuşurken aklına sınıfın erkekleri geldi, onun kaykaya olan merakını küçümsüyorlardı. O da bu yüzden bu konuyla alakalı hiçbir şeyi okulda konuşmuyordu.

Eve geldiğinde, annesi ve babası da gelmişti. İki gündür çok yoğun çalıştıklarından bugün öğleden sonra ve yarın tüm gün evde olacaklardı, bu çok güzel bir sürprizdi. Hep beraber ne yapacaklarını düşünmeye başladılar. Yapmak istedikleri bir sürü şey vardı. Kutu oyunu oynamak, oyun konsolu oynamak veya film izlemek gibi.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra film izlemeye karar verdiler. Annesi mısır patlatırken babası bilgisayarı televizyona bağlamaya çalışıyordu. “Acaba, kaykay kaymayı öğrenmek istediğimi babama söylesem mi? Evet, söyleyeceğim. Zaten yarıyıl tatiline az kaldı, o zaman kaymayı öğrenmek için parka gidebilirim.” diye geçirdi içinden.

– “Baba, ben kaykay kaymayı öğrenmek istiyorum.”
– “Tamam kızım, yarın spor mağazasına gider alırız. Yalnız bir şartım var: Kayarken kaskını takacaksın.”
– “Tamam baba, söz veriyorum takacağım.”

Çok güzel bir film izlediler ve yatma vakti geldi. Hiç uykusu yoktu ama sabah erken kalkması gerektiği için yatmalıydı. Uyku düzenine çok önem veriyordu. Böylece gün boyu dinç kalabiliyordu. Annesiyle babasına iyi geceler dileyip yatağa girdi. Yarın kaykayı olacağı için çok heyecanlıydı. Heyecandan uyku tutmuyordu. Uykusunun gelmesi için kitap okumaya başladı. Kitap bir kızın hikayesini anlatıyordu. Kızın maceralı bir hayatı vardı. Kitabı bir çırpıda bitirmişti. Rüyasında kitaptaki olay kendi başından geçiyordu.

Sabah uyandı ve o çok beğendiği kaykayın, aynı desene sahip kaskıyla birlikte yatağının yanında olduğunu gördü. Babası ona sürpriz yapmıştı. Hemen salona koşup anne ve babasına teşekkür etti. Bu iki gün hayatının en güzel günlerindendi. Artık bir kaykayı vardı ve ailesiyle çok güzel vakit geçirmişti.

Yarıyıl tatili boyunca her gün parka gidip kaymaya çalıştı. İlk başlarda kaykayın üzerinde durabiliyordu sadece. Pes etmedi ve çalışmaya devam etti. Zamanla daha çok mesafe kat etmeye başladı. Yarıyıl tatilinin son gününe gelmişti ve artık kayabiliyordu.

Bugün okulun ilk günüydü, okula kaykayıyla gitmeye karar verdi. Erkeklerin veya herhangi birinin ne düşündüğü artık umurunda değildi, onlar yüzünden kaymayı bırakmayacaktı. Kaykay kaymak hobisi haline gelmişti. Çoğu yere kaykayıyla gidiyordu, yağmurlu zamanlarda bile.

Evden kaykayını ve kaskını alıp çıktı, kaskını taktı ve kaymaya başladı. Yavaş yavaş daha da hızlandı, o kadar hızlandı ki adeta tekerleklerin üstünde yelle yarıştığını hissediyordu. Bir daha başkalarının düşüncelerinin onu engellemesine izin vermeyeceğine kendi kendine söz verdi.

Yaz tatili gelmişti. Her gün spor yapmak için kaykayıyla parka gidiyordu. Bir gün parkta, bankta oturup etrafı izleyen bir kız gördü. Onun yanına gitti ve kızla tanıştılar. Kız ona derdini anlattı. Kız futbolcu olmak istiyormuş ama arkadaşları bu düşüncesini küçümsüyormuş. “Aynı benim kaykay kaymak isteğimle dalga geçmeleri gibi” diye geçirdi içinden. Kıza kendi hikayesini anlattı. Beraber parkta yürümeye başladılar.

Bir ay sonra kızla çok iyi dost olmuştu. Ona özgüvenini kazandırmak için elinden geleni yapıyordu. Sanırım başarmıştı. Kız artık onun gibi, başkalarının olumsuz düşüncelerini kafasına takmıyordu. “Benim gibi başkalarının dalga geçtiği birçok insan varmış. Keşke insanlar başkalarının düşünceleri yüzünden hayallerinin peşini bırakmasa” diye geçirdi içinden.

Yazan: Betül Sayın

error: Yazılarımı sitemden takip edebilirsiniz, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu gereği yazılarım kopyalanamaz.